Kaleseramik Kalesinterflex® Seramik Levha Ürünü İçin Çevresel Ürün Beyanı (EPD) Aldı

Londra Borsasındaki Firmalara Karbon Ayak İzi Hesaplamaları Zorunlu Oluyor
6 Eylül 2012
Türk Tekstil Sektörü Yeni bir Markalaşma Fırsatının farkında Mı?
19 Ekim 2012

Kaleseramik Kalesinterflex® Seramik Levha Ürünü İçin Çevresel Ürün Beyanı (EPD) Aldı

Kaleseramik, Avrupa’da standart haline gelen Çevresel Ürün Beyanları (EPD) belgesini Kalesinterflex® adı altında ürettiği seramik levha ürünlerine alan Avrupa’daki tek üretici oldu.

Avrupa’nın 3. dünyanın 13. en büyük seramik karo üreticisi, Çan fabrikasındaki yıllık 62 milyon m2 üretimiyle tek bir alanda üretim yapan dünyanın en büyük seramik kuruluşu olan Kaleseramik, tüm dünyada geçerli ve Avrupa’da standart haline gelen Çevresel Ürün Beyanları (Environmental Product Declarations, EPD) belgesini Kalesinterflex® adı altında ürettiği seramik levha ürünlerine alan Avrupa’daki tek üretici oldu. Yoğun bir çalışma sonucu elde edilen EPD beyanları, ISO 14025 standardına göre tanımlanan ve ISO 14040 Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (Life Cycle Assessment, LCA) standardı çerçevesinde bir ürünün çevre performansını belirli etki kategorilerine göre değerlendiren çalışmalardır. EPD belgelendirmesi Alman Yapı ve Çevre Enstitüsü (Institut Bauen und Umwelt e.V., IBU) tarafından yapılmıştır.

Kalesinterflex®, 3mm ve 5mm kalınlıklarında ve 1000x3000mm ebadında Türkiye’de ilk kez üretilen porselen seramik levhadır. Bu ürün, dünyada tek esneyebilen “en hafif, en ince ve en büyük boyutlu” porselen seramiği olarak üretilmektedir. Son derece yenilikçi üretim süreçleri ve teknolojileri içeren, enerji ve kaynak verimliliği ile üretiminde ekolojik dengeyi hedef seçmiş, geleneksel seramiğe esneklik gibi ilave işlevlik kazandıran ve bu sayede yapı sektöründe yeni imkânlar yaratan Kalesinterflex®, üretiminde hammaddenin doğadan elde edilmesi, üretimi ve yaşam sonu berterafına kadar olan tüm süreçleri şeffaf ve kantitatif olarak çevresel etkilerini LCA gibi bilimsel bir yaklaşımla değerlendirilmiştir. Üretmiş olduğu ürünlerin çevre performansını açıklıkla beyan eden Kaleseramik, Türkiye ve tüm dünyada hızla gelişmekte olan Yeşil Bina pazarlarında müşterilerine avantaj yaratmakla kalmayıp, yeni çıkan Avrupa Yapı Yönetmeliğine de uyumluluk sağlamıştır. LCA yaklaşımı ile yapılan bu çalışma ile aynı zamanda şirketin eko-tasarım ve eko inovasyon fırsatları altyapısı da hazırlanmaktadır.

Dünyaca bilinen İngiliz BREEAM ve Alman DGNB gibi Yeşil Bina sertifikasyon sistemlerinde, EPD belgeli ürünlerin bina yapımında kullanılması durumunda ilave puanlar verilmektedir. Türkiye’de popüler olan Amerikan LEED sertifikalandırma sistemi ise 2013 yılı itibari ile yapı ürünlerinde ilave puan almak için LCA ve EPD belgelendirmelerini şart koşmaktadır. EPD’li ürünler bu anlamda müteahhitlere kolaylık sunarken yapı ürünleri üreticilerine de farkındalık yaratarak yeni pazar fırsatları yaratmaktadır. Bu gelişmeleri öngörerek Kalesinterflex® dahil tüm karo ürünlerinin EPD belgelendirmesini tamamlayan Kaleseramik, müşterilerine sertifikalandırma süreçlerinde ayrıcalık yaratmayı hedeflemektedir.

Türkiye’nin önde gelen LCA, EPD, ürün karbon ayak izi, eko-etiketleme ve sürdürebilirlik danışmanlığı Metsims Sustainability Consulting tarafından LCA ve Karbon ayak izi danışmanımız Yasemin Tatar ve Dr Hüdai Kara’nın çalışmaları ile alınan EPD belgeleri, Avrupa Standartlar Komitesi (CEN) Yapılarda Sürdürülebilirlik normunda (CEN 350) tanımlanan ve yapı ürünlerinin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi çerçevesini belirleyen EN 15804 normuna uygun olarak hazırlanmıştır. Şubat 2012 itibariyle yayınlanan EN 15804 normu, Avrupa Komisyonu tarafından Avrupa genelinde EPD sistemlerinin uyumlaştırılmasına yönelik olarak çıkartılmıştır. 2013 yılı Temmuz ayından itibaren yürürlüğe girmesi beklenen ve Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa Yapı Ürünleri Yönetmeliği (Construction Product Regulation), yapı ürünleri için EN 15804 normuyla uyumlu EPD’leri ürünlere CE markalaması yapılabilmesi için talep etmektedir. Bu yönetmelikle Yapı malzemeleri üreticileri için yakın zamana kadar gönüllülük esasına dayanan EPD belgelerinin tüm Avrupa’da zorunlu hale gelmesi beklenmektedir.

Ürün EDP belgelerine aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:
Kalesinterflex seramik levha
Arkası cam elyaf destekli Kalesinterflex levha

Soru & Cevaplarla EPD
Çevre etiketi nedir?
Çevre etiketleri, ürünlerin çevre performansını değerlendiren, bir çeşit çevre performans ölçütüdür. Aynı zamanda sürdürebilirlik ölçütü olarak da kullanılabilmektedir.

Çevre etiketlerinde sınıflandırma var mıdır?
Uluslararası Standartlar Örgütü (ISO), gönüllü seviyede hazırlanan çevre etiketi tiplerini üç kategori altında sınıflandırarak tanımlıyor. Bunlar, ISO 14020-25 standartları serisi çerçevesinde Tip I, Tip II ve Tip III çevre etiketleri olarak adlandırılıyor. Tip I etiketleri önceden belirlenen kriterlere uyumluluk sağlayarak etiketleme yoluna giderken, Tip II etiketleri sadece üreticilerin kendi beyanlarını içeriyor. Tip III ise üçüncü şahıslar tarafından bağımsız olarak değerlendirilen ve Çevresel Ürün Beyanları (EPD) olarak adlandırılan çevre etiketleridir.

Çevresel ürün beyanları (EPD) nedir?
EPD’ler, ISO 14025’e göre tanımlanan, bir ürünün veya servisin çevre performansını ISO 14040 serisi çerçevesinde belirtilmiş parametreler bazında önceden belirlenmiş kategorilere göre (hammadde eldesi, enerji kullanımı ve verimliliği; malzeme ve kimyasal madde içeriği; hava, su ve toprağa verilen emisyonlar; atık oluşumu) nicel olarak değerlendiren ve beyan eden deklarasyonlardır. Ticaret odaklı olup, Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (YDD) kapsamında ekonomik faaliyetlerin ekolojik ayak izini ve üretim sürecinde meydana gelen çeşitli emisyon değerlerini dikkate alır. Bağımsız şekilde, üreticinin sağladığı bilgilerle hazırlanan EPD’ler, ürünün teknik tanımı, üretici firma detayları ve YDD sonuçlarından meydana gelir.

EPD’ nin Önemi
Diğer çevresel etiketlere kıyasla EPD’ler daha objektif bir yaklaşımla ürünler hakkında güvenilir bilgiler sunabildiklerinden dolayı ticaret odaklı iletişim (B2B) açısından üreticiler için en uygun çevre etiketleri olarak ön plana çıkıyor. Genel olarak ürünün çevre performansının bütünsel bir yaklaşımla şeffaflık politikası kapsamında ön plana çıkarılması, üretici kuruluşların çevre bilincinin ileri düzeyde olduğunun göstergesidir. Ürün performansının açıklıkla beyan edilmesi, günümüzde öncelikli olan Yeşil Bina pazarlarında avantaj yaratmakla kalmayıp, Avrupa Birliği yasaları ve ihracat pazarı gereklilikleri ile uyum sağlar. Bütünsel yaklaşımla detaylı yapılan yaşam döngüsü değerlendirmesi ile DGNB, BREEAM, LEED vb. bina sertifikasyon sistemlerine de güvenilir, doğrulanmış ve sürekli ulaşılabilir sayısal veriler sağlar. Çeşitli bina değerlendirme sistemleri, yapı malzemelerinin müstakil performansını değil, binanın tüm performansını dikkate alır ve EPD’ler buna imkân tanır.

Üretim süreçlerindeki enerji ve malzeme akışlarındaki şeffaflığı, ürünlerin çevresel performansının kıyaslanabilmesi, ürünün ve binanın toplam etkisinin incelenebilmesi, ihracat pazarında pazarlama aracı olarak kullanılması, EPD’nin getirilerini ve önemini göstermektedir.

EPD Hazırlık Süreci
EPD’nin hazırlanması beş aşamada özetlenebilir: “Ürünün tanımlanması, tedarik zincirinin belirlenmesi”, ”Veri toplama”, “Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi ve raporlama”, “EPD deklarasyonunun hazırlanması” , “Doğrulama”. Hazırlık sürecinde, değerlendirme kısmında süreç biraz uzayabiliyor; bu da çalışmanın şeffaflık açısından üçüncü şahısların kontrolüne sunuluyor olmasından kaynaklanmaktadır.

Farklı EPD uygulamaları bulunuyor mu?
Avrupa’da uygulanmakta olan İngiliz, Alman ve İsveç sistemleri gibi pek çok farklı EPD sistemi mevcut. Avrupa Komisyonu, Avrupa genelinde eşdeğer bir uygulama sistemi oluşturulması ve ticari bariyerlerin ortadan kaldırılması için EPD sistemlerinin harmonize edilmesi amacıyla EN 15804 normu geliştirmiştir. Bu norma uygun hazırlanan yapı ürünleri EPD beyanları hangi sistemden alınırsa alınsın tüm Avrupa’da geçerlidir. Diğer ikisinden farklı olarak İsveç EPD sistemi daha kapsamlı olup yapı ürünleri dahil birçok farklı ürün gruplarında bu beyanları verebilmektedir. Metsims Sustainability Consulting İsveç EPD sisteminde üye firma ve aynı zamanda Teknik Komitede yer almaktadır.

EPD uygulamalarında yasal zorunluluklar var mıdır?
Avrupa Standartlar Komitesi (CEN) tarafından çıkartılan Yapılarda Sürdürülebilirlik normunda (CEN 350) yapı ürünlerinin EN 15804 normuna uygun çevresel etkilerinin değerlendirilmesi çerçevesini belirlemiş ve Şubat 2012 itibariyle yayınlamıştır. Amacı, yapı ürünlerinde Avrupa genelinde EPD sistemlerinin uyumlaştırılmasını sağlamaktır. 2013 yılında yürürlüğe girmesi beklenen ve Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa Yapı Ürünleri Yönetmeliği (Construction Product Regulation), yapı ürünlerinde CE markalamasını zorunlu kılarken bunun yanında ürünlerin çevreye olan etkilerinin EN 15804 normuyla uyumlu EPD yapılarak yerine getirilmesini talep etmektedir.

EPD’ler, tek uygulanabilir Çevre Etiketi midir?
Genel olarak bütün çevresel etkiler göz önüne alınmak istendiğinde EPD’ler tektir. Fakat yapı ürününün iklim değişikliğine olan etkileri ISO 14067 “Ürün Karbon Ayakizi” standardı ön plana çıkmaktadır. Bunlar da yine ürünün tüm üretim aşamalarını içerecek şekilde Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi metodolojisine göre hesaplandıklarından EPD almış olmak mükemmel bir altyapı hazırlıyor ve bu çalışmaları kolaylaştırıyor. Tüm inşaat malzemelerini kapsamasa da ahşap ve halı zemin kaplamaları, sert kaplamalar (doğal ve aglomere taşlar, mermer, mozaik, seramik karolar ve kiremitler) boya ve vernikler, ahşap mobilyalar, ısı pompaları ve ampuller gibi bazı yapı ürün grupları için Avrupa Birliği Çevre Etiketi (EU Ecolabel) de kullanılabiliyor.

Çevresel Ürün Beyanları (EPD) belgesini nasıl alınır? Süreç nasıl işler?
EPD belgesi alınabilmesi için ürünün hammaddeden fabrika çıkışına kadar tüm evrelerinin Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (Life Cycle Assessment) modellemesi ile çevresel etkilerinin hesaplanması gerekiyor. Bu çalışmalar YDD uzmanlığı gerektirdiğinden dolayı Metsims Sustainability Consulting gibi YDD uzmanı bir firma ile çalışılması gerekiyor. Firmanın mevcut EPD sistemleri ile olan ilişkisi de burada prosesi hızlandırma açısından önemli olabiliyor. YDD çalışması bittikten sonra EN 15804 normuna uygun raporlanarak EPD belgesi veren kuruma başvuruda bulunuluyor. Kaleseramik, Alman Yapı ve Çevre Enstitüsüne (IBU) başvurdu ancak İsveç Çevre Yönetim Konseyi ve İngiliz Bina Araştırma Merkezi (BRE) tarafından da bu belgeler alınabiliyor. Kurum kanalıyla seçilen ve YDD uzmanı olan üçüncü kişiler tarafından değerlendirmeye alınıyor. Değerlendirme sonucuna göre EPD belgesine hakkınız teyit ediliyor ve internet sitelerinde yayınlanarak tüm dünyaya duyuruluyor.

Çevresel Ürün Beyanları belgesi bundan sonraki süreçte ne gibi avantajlar sağlar?
Avrupa’da yapılarda sürdürebilirlik normunda tanımlanan ve EN 15804 uyumlu EPD belgeleri Avrupa Yapı Ürünleri Yönetmeliği tarafından 2013 yılında itibaren talep edilecek. CE markalaması yapabilmek için gerekli olan üretimde kaynakların sürdürülebilir kullanımı teyidi EPD ile yerine getiriliyor. Bunun yanında Türkiye’nin de gündeminde olan LEED, BREEAM ve DGNB gibi yeşil bina sertifikalandırma sistemlerinde yapı ürünlerinin kullanılması ilave puanlar getirecek.

Aynı zamanda yapı ürünleri üreticileri çevreye olan etkilerini beyan ederek çevreye duyarlılığını göstermektedirler. Bunun yanında EPD belgelendirmesinin temeli olan LCA çalışmaları sonucunda yapı ürünlerinin üretimindeki süreçleri ve tedarik zincirinden kaynaklanan çevresel etkileri detaylı bir şekilde irdeleme fırsatı bularak buna göre yeni politikalar geliştirme fırsatı elde ediliyor. Bu enerji ve kaynak verimliliği konusunda eko-tasarım yaklaşımlarının da bir temelini oluşturuyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir