Avrupa Pazarı Artık Yeşil Ürünlere Kayıyor

Sürdürülebilirlik ve Yaşam Döngüsü Yönetimi
10 Ekim 2015
Metsims ODE Yalıtım’ın Tüm Ürünlerine EPD Belgesi hazırladı
10 Ocak 2016

Avrupa Pazarı Artık Yeşil Ürünlere Kayıyor

Türkiye’nin en büyük ihracat pazarının hala Avrupa olduğunu biliyoruz. Fakat bu pazarda ürünlerimizi dezavantajlı duruma düşürebilecek çok önemli bir aksiyonun hazırlığından üretici firmaların, sektör temsilcilerinin ya da daha da ilerisi devletin haberi var mıdır? Bugüne kadar ki deneyimlerin bu sorunun cevabının olumlu olmadığını gösteriyor.

Peki nedir bu kadar önemli olan gelişme?

Avrupa Komisyonu 2011 yılında Tek Pazar Eylem Planı (Single Market Act)[1] ve 2012 yılında güncellenen Endüstriyel Politika (Industrial Policy)[2]  iletişim dokümanlarında Yeşil Ürünler Tek Pazarı (The Single Market for Green Products) oluşturmak için harekete geçeceğini açıkladı. Bu hareket aslında Kaynak Verimli Avrupa (Resource Efficient Europe)[3] yol haritasının bir parçası ve sürdürülebilir üretim ve tüketimi teşvik etmek amacını taşıyor. Bu amaçla, ürünlerin ve üreticilerin çevresel performans açısından değerlendirilebileceği, yaşam döngüsü yöntemini baz alan üye ülke ve Avrupa’ya ürün satan ülkelerin kullanabileceği bir metodoloji geliştirmektir. Bu metodoloji sayesinde hem aynı işleri gören ürünler karşılaştırılabilecek hem de firmalar kendilerini rakiplerine karşı çevresel performans açısından bench-marking yapabilecekler. Kısacası temel beklenti ürünlerin çevresel performansı hakkında güvenilir bilgi edinebilmek olarak söylenebilir.

Neden böyle bir değerlendirmeye ihtiyaç var diye sorabilirsiniz. Çünkü, şu an piyasada çevresel performansı gösteren iyi ya da kötü birçok etiket var. Bu nihai tüketicide kafa karışıklığına sebep olurken aynı zamanda bilinçli tüketicinin satın alma kararını doğru olarak yapmasını engelliyor. Avrupa’yı kapsayacak şekilde 26 bin 563 kişiyi kapsayan bir değerlendirmede aşağıdaki sonuçlar bulunmuş:

  • Her dört kişiden biri çevreye duyarlı ürünü bilerek alırken her iki kişiden biri arada bir satın alma yapmaktadır.

  • Bilerek çevreye duyarlı ürünler satın alanlar fiyat-kalite ilişkisinden çok memnunlar. Ara sıra satın alma yapanlar ise fiyatın yüksek olduğunu düşünüyor. Bu da bize eğer çevreye duyarlı ürünlerin fiyatı uygun olursa büyük bir kitlenin bu ürünlere talep göstereceğini belirtiyor.

  • Daha da önemlisi katılım yapanların yüzde 89’u bu tür ürünleri alarak çevreye katkı yaptığına inanıyor. Katılanların yüzde 95’i ise çevreye duyarlı ürünler almanın doğru olduğunu söylüyor.

  • Yine iki kişiden biri çevreye duyarlı ürünlerin pazarda var olduğunu düşünüyor. Çevreye duyarlı ürünlerin yüzde 81 oranında en fazla İsveç pazarında, yüzde 40 oranında en az Estonya’da olduğu görülüyor.

  • Üç kişiden ikisi çevreye duyarlı ibaresi içeren ürünlerin gerçekten çevreye duyarlı olduğunu düşünüyor. Bu da çevreye duyarlılığını güvenli bir şekilde etiketleme yoluyla sunulması ile bu tür ürünlere talebin artacağı anlamına geliyor.

    Yukarıdaki sonuçlar sadece kısa bir özet ama çalışmanın daha birçok çıktısı var.[4] Burada Türkiye için üzerinde durulması gereken iki konu var:

  1. Ürünlerimizin yaşam döngüsü çerçevesinde çevresel performansını bilmemiz gerekir. Bu da ISO 14040/44 standardına göre hesaplanır.

  2. Çevresel performans bilgisi ISO 14025 standardına göre yayınlanır. Bunlar Çevresel Ürün Beyanları (EPD) olarak bilinir.[5]

    Avrupa Komisyonu’nun geliştirmeye çalıştığı ve Ürün Çevresel Ayakizi (Product Environmental Footprint) olarak adlandırılan bu çalışma için birçok ürün grubunda denemeler devam etmektedir. Bağlantılarımdan edindiğim izlenimler çok olumlu görünüyor. Sonuçlar 2016 yılında değerlendirmeye alınacak ve 2017 yılında politika geliştirilecek. 2018 yılında da bu geliştirilen politikaların yürürlüğe girmesi planlanıyor. Olası politika seçeneklerinden birisi yeşil ürünlerden vergi alınmaması yönünde olacağı belirtiliyor. Böyle bir durumda çevresel performansı zayıf olan ürünlerin satışı daha pahalı olacak. Türk üreticilerinin buna şimdiden hazırlıklı olması ve Yaşam Döngüsü ve EPD ile ürünlerinin çevresel performansını değerlendirmesi gerekiyor. Olası riskler ancak bu şekilde azaltılabilir. Zira bu gelişme birçok üreticimizi batmaya sürükleyecek ilave maliyetler ortaya çıkaracaktır.

[1] (COM(2011) 206 final of 13.4.11)

[2] (COM(2012) 582 final of 10.10.12)

[3] (COM(2011) 571)

[4] http://ec.europa.eu/public_opinion/flash/fl_367_en.pdf

[5] EPD Türkiye Çevresel Ürün Beyanları Belgelendirme Sistemi, www.epdturkey.org

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir