Sürdürülebilirlik Üzerine 2016’nın Değerlendirmesi ve 2017 Beklentileri

Avrupa Birliği Çevre Etiketi EU Ecolabel Hayatımıza Giriyor
19 April 2017
İklim Değişikliği Ülkeler İçin Bağlayıcı Oldu
2 June 2017

Sürdürülebilirlik Üzerine 2016’nın Değerlendirmesi ve 2017 Beklentileri

Sürdürülebilir ve temiz üretim adına büyük ümit ve heyecanlarla başladığımız 2016 yılını geride bıraktık. Sosyal-ekonomik ve politik açıdan yoğun bir yıl geçiren Türkiye, sürdürülebilirlik açısından da dolu bir yıl geçirdi. Yeni geçen yılı bu açıdan değerlendirelim ve 2017 yılı bizlere neler getirecek onların ip uçlarını arayalım:

1. Kuşkusuz 2016’nın en önemli gelişmesi tüm dünya milletlerinin 2015 yılında Paris’te bir araya gelerek imzaladıkları Paris İklim Değişikliği anlaşmasının 4 Kasım 2016 tarihi itibari ile bağlayıcı olmasıydı. Dünyada önemli oranda sera gazı salımı yapan ülkeler arasında yer alan ABD, Çin ve Hindistan’ın da anlaşmayı imzalaması ile artık dünyanın 2° ısınmasının önüne geçmek için büyük bir ivme oluştu. Yine bir diğer önemli gelişme, 150’den fazla ülkenin katılımıyla sera gazı etkisi açısından çok yüksek değerlere sahip HFC (hidroflorokarbon) gazlarının kısıtlanması konusunda da anlaşmaya varıldı. Türkiye, taraf olduğu Paris anlaşması için ülke seviyesinde yüzde 21 azaltım hedefi koydu. Bu bağlamda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 2014 yılında yürürlüğe koyduğu ve yüksek sera gazı salımı yapan sektörleri kapsayan “Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik” ile bu gelişmelere altyapı hazırlamaya çalışılıyor.


Konu o kadar ilerledi ki yerel yönetimler de bu mücadelenin bir parçası olmaya başladılar. ÖncelikleCovenent of Mayors adı altında 6662 belediye 2015 yılında enerji ve iklim değişikliğini azaltma yönünde önlemler almaya ve azaltım hedefleri koymaya başladılar. Türkiye’den Eskişehir Tepebaşı, İstanbul Kadıköy ve Maltepe, Ankara Çankaya, Bursa Nilüfer, Antalya Büyükşehir, İzmir Büyükşehir, Seferihisar, Karşıyaka ve Bornova belediyeleri bu oluşma imza atarak taahhüt altına girmişlerdir. Tuzla Belediyesi, Birleşmiş Milletler Çevre Örgütü (United Nations Environmental Programme, UNEP) önderliğinde Almanya Berlin Teknik ve Japonya Kogakuin Üniversiteleri tarafından yürütülen bir projede aktiviteleri kaynaklı birçok çevresel etkiyi ISO 14072 standardına göre hesaplamak için uygulayıcı belediye olarak davet ediliyor.

Üretici firmalarımızın ürün/kurumsal bazda sera gazları salımı ve iklim değişikliğine olan etkileri üzerine yapmış oldukları gönüllü çalışmalar daha da yoğunlaşarak, ölçülebilir performans kriterlerini ortaya koyarak oluşabilecek risk ve fırsatları değerlendirmeleri gerekmektedir.
 

2. Yapı sektöründe çevre ve sürdürülebilir yapı duyarlılığı oluşmaya başladı. Yapı sektörü, hem kaynak tüketimi ve atık oluşumu hem de sera gazları salımı açısından en önemli sektörlerden biri olduğundan yeni ve mevcut yapıların sürdürülebilirlik performanslarının değerlendirilmesi yapılıyor. Amerika dışında Dünya’da sürdürülebilir bina tasarım, yapım ve işletmesi alanında önemli gelişmeler elde eden LEED Yeşil bina sertifikasında dünyada 8’inci sıraya yükseldik. Bu bağlamda tamamlanmış ya da yapımı devam eden toplamda bürüt 22.38 milyon metrekare alana sahip 772 proje yeşil binaya yönelmiş. 2017 yılında bu ivmenin hızla devam edeceği görülüyor. Artan yeşil bina talebi, pazarı trilyon dolarlık bir endüstriye dönüştürmüştür.

3. Hiç kuşkusuz yeşil bina uygulamalarının temeli bu binalara uygun malzemelerin üretimi ve doğru seçimiyle olacaktır. Gelişen yeşil bina pazarına paralel olarak yeşil bina yapı malzemeleri pazarının 2019 yılında 234 milyar dolar seviyelerine ulaşması beklenmektedir. Hızla büyüyen bu sektörde çevresel duyarlılık ürün bazında alınan Çevresel Ürün Beyanları (EPD) ile sağlanıyor. Türkiye’de yaklaşık 120 adet üründe EPD belgesi var ve Türkiye’nin tek yerleşik EPD Kayıt sistemi EPD Turkey sayesinde ve LEED yeşil bina sertifika sistemin tüm dünyada yapı ürünlerinde EPD belgesi talep etmesi ile 2017 yılında bu rakamın ikiye katlanması bekleniyor.

4. Tüm dünyada olduğu gibi 2016 yılı özellikle büyük firmalarımızla başlayan ve Küresel Raporlama İnisiyatifi (GRI) gibi belirli kriterlere uygun yapılan raporlamaların yoğun olduğu bir yıl olarak geçti. Tüm dünyada bu zamana kadar firmalar tarafından 36 bin 422 adet sürdürülebilirlik raporu yayınlanmıştır. Bunların yüzde 68’i GRI uyumludur. Türkiye’de ise yayınlanan 307 adet raporun yüzde 83’ü GRI standartları temel alınarak hazırlanmıştır. Bu eğilimin 2017 yılında da devam edeceği, orta ölçekli firmaların da bu alanda aktif olacağını bekliyoruz. Daha önceki yapılan raporlara istinaden yeni raporlarda daha ölçülebilir performans kriterlerinin olacağı, şeffaflığın öne çıkacağı öngörülmektedir.


5. Borsa İstanbul (BIST) Sürdürülebilirlik indeksinde yer alan firmalar sürdürülebilirliğin artık yatırımcının da gündemine girmesiyle yavaş yavaş artıyor. Yatırımlarını etik, çevreye ve insana duyarlı firmalara yapan ve bu konuda çok sıkı olan bir yatırım gücü var. BIST 30 ile başlayan süreç BIST 50 ile devam ediyor ve gönüllü olarak indeks dışındaki firmalar da davet ediliyor. Liste firmaların kurumsal sürdürülebilirlik açısından piyasadaki görünüşüne göre değerlendirmeye alınıyor. Şirketler için 2017, uzun vadeli değer yaratmak amacıyla ekonomik, çevresel ve sosyal faktörlerin kurumsal yönetim ilkeleri ile birlikte şirket faaliyetlerine ve karar mekanizmalarına uyarlama ve bu konulardan kaynaklanabilecek riskleri yönetmeye çalışacakları bir yıl olacak.

 2017 yılında sürdürülebilirliğin kaynak verimliliği, döngüsel ekonomi (circular economy) özelinde daha çok konuşulacağı, bilimsel yaklaşım ve veritabanları sayesinde ölçütlerin belirleneceği söylenebilir. Bu ölçütlerin bütünsel yaklaşımlarla tedarik ve değer zincirini de içine alacak şekilde olmasını beklemekteyiz. Ölçülebilir, hedefleri olan daha temiz ve sürdürülebilir üretim dileklerimle.


 1 http://www.covenantofmayors.eu/index_en.html

2 www.EPDTurkey.org 

(Bu içerik Dr. Hüdai Kara’nın Sanayici Dergisi’ne verdiği röportajdan alıntıdır.)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *