İklim Değişikliği Ülkeler İçin Bağlayıcı Oldu

Sürdürülebilirlik Üzerine 2016’nın Değerlendirmesi ve 2017 Beklentileri
2 June 2017
Sürdürülebilir Üretime Altyapı ve Bilgi Desteği Geliyor
2 June 2017

İklim Değişikliği Ülkeler İçin Bağlayıcı Oldu

(Metsims Yönetici Ortağı Dr. Hüdai Kara’nın Sanayici Dergisi’ne vermiş olduğu köşe yazısından alıntıdır.)

4 Kasım 2016 tarihi itibari ile bağlayıcı hale gelen Paris İklim Değişikliği anlaşmasını imzalayan ülkeler arasında Türkiye’de var. Bu kapsamda faaliyet gösteren tüm yatırımcıların iklim değişikliğine sebep olan sera gazı emisyonlarını azaltıcı uygulamalara geçiş sağlaması gerekmektedir. İlgili konunun altyapısı, 2014 yılında yürürlüğe giren “Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik” ile ortaya konmuştu.

Daha önceki yazılarımda 2015 yılı sonunda Paris’te tüm milletlerin bir araya gelerek iklim değişikliğine son vermek amaçlı olan konferanstan bahsetmiştim. Neredeyse tüm dünya ülkelerinin imzaladığı Paris İklim Değişikliği anlaşması 4 Kasım 2016 tarihi itibari ile bağlayıcı hale geldi.

Anlaşmanın yürürlüğe girmesi için gerekli koşul; anlaşmaya imza atan ülkelerin emisyon miktarlarının küresel ölçekte toplam emisyon miktarı içindeki payının yüzde 55 olmasıydı. Bu şart, geçtiğimiz günlerde ABD, Çin ve Hindistan’ın da anlaşmayı onaylaması sonrasında sağlandı.

Ülkemiz de bu anlaşmayı imzalayan taraflar arasında yer almaktadır. Bu kapsamda faaliyet gösteren tüm yatırımcıların iklim değişikliğine sebep olan sera gazı emisyonlarını azaltıcı uygulamalara geçiş sağlaması gerekmektedir. İlgili konunun altyapısı, 2014 yılında yürürlüğe giren “Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik” ile ortaya konmuştu. Her türlü hammadde tedariği, üretim ve hizmet sektörlerinde ortaya çıkan emisyonların kayıt altına alınması, bunların takibi, azaltılması ve önlenmesi konusunda çalışmaların, anlaşmanın yürürlüğe girmesi ile beraber ivme kazanması bekleniyor.

Atmosferde sera etkisine neden olan gazların yaklaşık üçte biri binalardan kaynaklanıyor. Geçtiğimiz günlerde katıldığım SBE16 Konferansı’nın ana temalarından olan kentsel dönüşüm faaliyetlerinin bu kapsamda çevresel kaygılar çerçevesinde inşa edilmesi gereklilik haline gelmektedir. Yapı malzeme sektöründe bulunan firmaların bazıları bu konudaki farkındalıkları sayesinde pazardan paylarını almış durumdadır. Gerek yeşil ya da daha sürdürülebilir yüksek performanslı binalara yönelimin artması, gerekse inşaat sektöründeki paydaşların Çevresel Ürün Beyanı ve Yaşam Döngüsü Analizi Değerlendirmesi konularına olan yönelimleri ile pazarda ihtiyaç duyulan taleplerin karşılanması için çaba sarf edildiğini görmekteyiz.

Peki sizin firmanız bu doğrultuda gündemi takip edebiliyor mu?

Ülkemizin de taraf olduğu Paris Anlaşması doğrultusunda sektörleri etkileyebilecek yaptırımlara karşı firmanız ne ölçüde hazır ve bunlara uyum sağlamak için şimdiden ne gibi bir çabanız var? Bu konuları yuvarlak masa toplantılarınızda tartışıyor musunuz?

Bütün bu gelişmeler olurken, sera gazı etkisi açısından çok yüksek değerlere sahip HFC (hidroflorokarbon) gazlarının kısıtlanması konusunda da anlaşmaya varıldı. 150’den fazla ülkenin katılımıyla Ruanda’nın başkenti Kigali’de HFC’lerin kullanımının kısıtlanması konusunda küresel anlamda bir anlaşmaya varıldı. Klima, buzdolabı ve aeresol spreylerde kullanılan HFC gazı, küresel ısınma nezdinde karbondioksitten daha fazla olumsuz etkiye sahiptir. Montreal protokolünde yapılacak değişiklikle, daha zengin ülkeler, 2019’dan itibaren HFC gazı kullanımını azaltacak. Anlaşma, üç farklı gruptaki ülkeye farklı sorumluluklar yüklüyor. Avrupa Birliği üyeleri, ABD ve diğer zengin ülkeler, HFC gazlarını 2019’dan itibaren en az yüzde 10 oranında azaltacak. Çin, Latin Amerika ve ada ülkeleri HFC gazı kullanımlarını 2024’ten itibaren donduracak. Hindistan, Pakistan, İran, Irak ve Körfez ülkeleri 2028’e kadar HFC kullanımını sınırlamayacak. Bu gazı kullanan ülkemizdeki ilgili sektörlerin, dünyada gerçekleşen bu gelişme ışığında yapacakları faaliyetler ve alacakları önlemler merakla bekleniyor.

İklim değişikliğinin yansımaları, artık hayatımızın bir parçası haline gelmektedir. Dünyanın 2 derece ısınmasının önüne geçilmesi için gerek sektörel olarak gerekse bireysel olarak bu anlamda yapılacak işler var. Her iki gelişme de geleceğe daha olumlu bakmamız için bir umut veriyor.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *